Makine endüstrisi, ülkelerin kendi ürün teknolojilerini geliştirebilmesi ve sürdürülebilir üretim kapasitesine sahip olabilmesi açısından stratejik öneme sahiptir. Gelişmiş bir ekonominin temelinde güçlü ve rekabetçi bir makine sanayii yer almaktadır. Bu nedenle özellikle gelişmekte olan ülkelerin, makine sektörünün büyümesine, teknolojik dönüşümüne ve küresel rekabet gücünün artırılmasına öncelik vermesi gerekmektedir.
Makine endüstrisi, küresel ticarette en büyük paya sahip sektörlerin başında gelmektedir. Gelişmiş ülkeler dünya makine ihracatının yaklaşık %60’ını gerçekleştirerek küresel ticaretin yönünü belirlemektedir. İmalat ve hizmet sektörlerinin tamamına ana girdi sağlaması sebebiyle makine sanayii, ekonomik kalkınmanın temel koşullarından biri olarak kabul edilmektedir.
2000 yılından bu yana dünya toplam ihracatı yaklaşık iki kat artarken, Türkiye aynı dönemde ortalama %15 büyüme performansıyla ihracatını yaklaşık on kat artırmıştır. Bununla birlikte mevcut seviye henüz yeterli değildir. Makine endüstrisi, enerjiden sonra Türkiye’nin en büyük dış ticaret açığını oluşturan ikinci sektör konumundadır ve bu durum sektöre stratejik bir sorumluluk yüklemektedir.
Türk makine endüstrisi; Türkiye’nin gelişmiş ve sanayileşmiş ülke olma hedefi doğrultusunda kritik bir rol üstlenmektedir. Açıklanan sanayi ve kalkınma programlarında da kamu tarafından öncelikli sektörler arasında değerlendirilmekte, teknolojik üretim kapasitesinin artırılması ve katma değerli ihracatın güçlendirilmesi yönünde desteklenmektedir.